Yazar: neta

2018-2019 Sanat yılı açılışımızı onurlandıran usta sanatçı Can Gürzap yaptığı konuşmada esas olarak hiçbir koşulda sanattan vaz geçilmemesi gerektiğini vurguladı. Sanat merkezimizi daha önce de ziyaret eden Sayın Gürzap her geldiğinde farklı bir Neta art gördüğünü, tekemmül eden sanat yerlerinin yaşamsal gördüğünü belirtti.  İlk gün olduğu gibi bu gün de, gelecekte de Neta Art’a sonsuz destek sağlayacağını ve alkışlamaya devam edeceğini belirtti.

Erdi Kanbaş yönetiminde Ebru Cantürk ‘ün de ‘Özel Eğitimde Öğretim Yöntemleri ve Alternatif Eğitim Araçları’ konusunda ki katkıları ile gerçekleşen ‘Otizimde Eğitim Uygulamaları ve Duyu Bütünleme Çalışmaları’ Semineri 26 Şubat 2017’de neta Art Güzel Sanatlar’da..

Eğitim Seminerleri

NETA ART GÜZEL SANATLAR, SANAT YÖNETMENİ İKRAMİ ÖZTURAN’IN “GÜZEL SANATLAR, MÜZİK VE TOPLUM” BAŞLIKLI MAKALESİNDEN

“Güneşin çiçekleri renklendirmesi gibi, sanat da hayatınıza renk versin”

Ressam Leonardo da Vinci

“Hayat size ıstırap ve keder verirse sükuneti müzikte arayınız”

Filozof Konfüçyüs

İkrami Özturan yazısında temel olarak, güzel sanatların toplumla ilişkisinin en önemli yanının, topluma mal oluş ve sanatçının toplumun bireyleriyle arasında var ettiği yakınlığın derecesi ile yarattığı etki olduğunu belirtmektedir.

Yazısında, müziği de konu edinerek, bu üçleme üzerinden esasen sanatın ve müziğin gerek insanda ve gerekse toplumda yarattığı üstün katkıyı dile getiriyor…   

Toplumdan ve müzikten kast edilenin berraklığından dolayı, sadece “Güzel Sanatlar nedir?” sorusunu cevaplamanın iyi bir başlangıç olabileceğini belirterek, şöyle yanıtlıyor:

“Güzel Sanatlar terimi, ilk defa Fransızcada “beaux arts” olarak, resim, heykel, baskı gibi görsel sanatları tanımlamak için bulunmuştur. Güzel sanatlar teriminin çıkış sebebi tekstil, seramik gibi zanaat ve uygulamalı sanatlardan ayırmaktı. Buradaki “güzel” sanat eserinin niteliğini değil, disiplinin estetikle bağlantısını vurgulamak için kullanılmıştır.

Tanımdan yola çıktığımızda akla şu sorular gelmektedir;  Güzel sanatların hacmini, yaygınlığını, kalitesini vb kimler belirler? Bu sanatı icra edenler, yani sanatçılar mı, yoksa o sanatçının ürünlerini sunduğu toplum mu? Toplum homojen bir yapıya sahip olmadığına göre, acaba her sanatçının en yüksek beğeniyi elde edebileceğini düşündüğü daha alt gruplar mı?  Yoksa bu gruplara önderlik eden akiller mi?  Sanatçı kimlerin gönlünü fethetmeyi hedefler?

Soyut resimle uğraşan bir ressam, acaba Adana’daki pamuk işçisinin kültürel yaşamını gözetir mi? Bağlamasıyla şelpe çalan bir virtüözün hedef kitlesi kimdir? Bir heykeltıraş, göz nuru eserlerini bir varoş mahallede sergilemeyi arzu eder mi?  Sanatçı nereden ve kimlerden beslenir? Karadenizli bir sanatçı hep Karadeniz kültürüyle mi yoğrulur? Nazım Hikmet Ran yazdığı şiirlerle, bütün dünyada nasıl kavrayıcı olmuştur? Egeli bir sanatçı öncelikle bir doğu motifini mi kullanmayı arzu eder? Norveç’li bir yazar, Anadolu’dan, Anadolu kadınından esinlenebilir mi? Kolombiya’lı yazar Gabrial Garcia Marquez, “Yüzyılın Yalnızlığı” kitabında yazdıklarıyla bizi nasıl duygulandırabilir?

Elbette tüm bu soruların cevabı vardır. Ötesinde konu bilimseldir ve akademik bir disiplinle incelenecek kadar önemlidir. Nitekim bütün bu düşünceler sanat sosyolojisinin doğmasına neden olmuştur. Peki bu alan sanatın mı, yoksa sosyolojinin mi alt birimidir? Muhtemelen işte bu da halen tartışılmaktadır. İşin içine felsefe, psikoloji, ekonomi vb. alanları da eklediğimizde, disiplinler arası, akademik bir konu olduğu görülmektedir…”

Özturan yazısında, bir güzel sanatlar dalının topluma mal oluş seviyesi ve yaygınlığının kudreti ne olursa olsun, evrene, topluma ve insana katkısını yerine getirmekteolduğunu belirtmektedir. Sanatın, düşünen, duyumsayan, duygulandıran, yenilikçi, üretmeye sevk eden ve sorgulayan insanların sayısının artmasına sebep olduğunu, bireylerden oluşan bir toplumun da, aynı oranda toplumsal değişime ve gelişime açık olacağını vurgulamaktadır.   

Diğer bir soru da acaba yukarıdaki güzel sanatlar tanımından hareketle, müziği sanatın dışında bir olgu kabul etme olasılığı var mıdır sorusunu sorarak, şöyle yanıtlamaktadır:

“Bu yaklaşıma peşinen itiraz edenler ve müzik de bir sanat dalıdır diyenler mutlaka olacaktır. Ancak sanatın ve müziğin toplumla olan ilişkisini ele aldığımızda, müziği sanattan ayrı bir olgu kabul etmenin çok da yanlış olmadığı sonucuna varabiliriz.  Aşık Veysel (Şatıroğlu)’nun toplumun tüm kesimlerine hitap edebilmesindeki gizem, “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece…” sözlerinin herkesçe benimsenmesi, Barış Manço’nun hem çocuklara, hem yetişkinlere hitap edebilmesi, 35 yıllık ömrüne 676 eser sığdıran Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve işitme engelli Ludwing Beethoven’in eserlerinin 200 senedir tüm dünyaca dinlenmesi müziğin olağanüstü gücündendir.

  Alman filozof, yazar ve eğitmen Arthur Schopenhauer “… Müzikçinin dile getirdiği şey, dünyanın en iç özü ve en derin bilgeliktir…  İnsanın ruhunu daha dolaysız ve daha derin biçimde etkileyen bir başka sanat yoktur. Çünkü hiçbir sanat, dünyanın gerçek özünü, müzik gibi dolaysız ve derin bir biçimde dile getiremez. Güzel ve yüce melodiler duymak, ruhu yıkamak gibidir; insanı bütün pisliklerden, bütün zavallılıklardan ve bayağılıklardan arıtır.”  derken yaşamımızda sıradan bir olgu veya sanat dalı olarak görülen müziğin, toplumun çekirdeğini teşkil eden insan için, ne denli içselleşmiş olduğuna ve olağanüstü duygusal gücüne işaret etmektedir. İrlanda’lı Yazar-Şair Oscar Wild’e “Müzik hissin uğultusudur” dedirtecek kadar…”

Özturan sonuç olarak yazısında birbirine nazaran göreceli de olsa, gerek güzel sanatların bütünü, gerekse tek başına müzik, toplumun çimento harcı gibi olduğunu, geçmişi geleceğe taşımak gibi bağdaştırıcı özelliği bir yana, bu günün kişisel ve toplumsal rehabilitesini sağlayan destekleyici bir olgu olduğunu, milli değerleri güçlendiren ve toplumun bireylerinin aidiyet duygusunu artıran özelliğiyle de kurumsal anlamda özel bir ilgiyi hak etmekte olduğunu belirtmektedir.  

-Arzu Başlantı-

Sanat insanın en yüce görevidir çünkü dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan düşünce temrinidir, demiş Rodin… Sanatı bir kadına benzetir isek, diyebiliriz ki, bu güzel kadın bizim “ eser” adını verdiğimiz çeşit çeşit çocuklarını sancılı bir doğumla getirir dünyaya.  İzleyenlerini bir tablo ile, bir beste ile, bir heykel veya dans gösterisi ile, bir şiir, bir şarkı ile heyecanlandıran bir sunum, bir eser, önceliği maalesef daha farklı alanlarda olan toplumlarda gelişebilmek ve hatta ortaya çıkabilmek için tarihin her döneminde hâmilere yani koruyuculara ihtiyaç duymuştur. Sanatı maddi olanaklarının verdiği güç ile kanatları altına alan bu hâmiler, sanat üretenlere rahat nefes aldırırlarken, içinde yeşerdikleri topluma da katkı sunmuş olurlar.

Neta Art, kapılarını sanata açtı

İşte, İstanbul 1 Ekim Cumartesi günü sanata duydukları ilgiyi somut desteğe dönüştüren Kölemenoğlu ailesinin davetinde böylesi bir hâmiliğe şahitlik etti: Uzun yıllardan bu yana tekstil sektöründe yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da adını duyurmuş olan Neta Nakış ve Makine San. Tic. Ltd. şti kurucularından Yekta Kölemenoğlu ve ailesi, sanata duydukları aşkın bir göstergesi olarak, şirketler topluluğunun içerisinde oluşturdukları ve tamamiyle güzel sanatlara odaklanmış bulunan Neta Art Güzel Sanatlar’ın açılışını gerçekleştirdi. Merkezin kuruluşu aşamasına malzeme tedariğinden işçiliğe kadar her safhada şevk ile destek olan Yekta Kölemenoğlu ve eşi Emine Kölemenoğlu, Kölemoğlu ailesinin diğer üyeleri ile birlikte düzenledikleri bu davet ile kapılarını sanata, sanatçılara ve sanatseverlere açtılar.

Aşkın göstergesidir emek

Eşi Emine hanım ile birlikte Türk Sanat musikisine derin bir aşk ile bağlanmış olan Yekta Kölemenoğlu, uzun yıllardan bu yana korist ve sazende olarak çeşitli korolarda görev aldı. Ancak koroların çoğunlukla maddi sıkıntılar içerisinde ve özellikle de çalışma mekânı kıtlığında olmaları, eşini ve kendisini nihayetinde Neta Art’ın kuruluşuna yöneltti. Kölemenoğlu çiftinin, merkezin kuruluş aşamasındaki tüm hazırlıklarda – öyle ki, yer döşemelerinden, badana ve boyaya ve hatta temizliğe kadar- imzası var. Bu, onlardaki sanat aşkının dışavurumundan başka bir şey değil. Belli ki, onlar bu aşkın coşkusu ile merkezlerinin kuruluşundaki her anın keyfini çıkarmışlar; kuruluş süreci ile ilgili olarak hazırladıkları ve misafirlerine izlettirdikleri videoda bunu açıkça görmek mümkün. E, ne de olsa aşk emek ister. Aşk ile yapılan hiçbir iş de insanı yormaz.

“Karanlığa kibrit çakan birileri her zaman çıkar”

Kadıköy’de, Tepe Naitilus’un hemen karşısında bulunan ve koro çalışmaları, resim atölyeleri, dans ve birçok türde gösteri ve sunum için uygun yer arayışında olanların yeni adresi olacak olan Neta Art Güzel Sanatlar işte bu saik ve dürtüler ile ve seçkin bir davetli topluluğunun katılımı altında gerçekleştirdi açılışını.

Çatısı altında halihazırda FA Mİ Musiki ve Sanat Derneği haftanın belirli günlerinde Türk Sanat Müziği çalışmalarını yürüttüğü Neta Art Güzel Sanatlar’ın sanat yönetmeni İkrami Özturan, sanat merkezlerinin açılış töreninde yaptığı selamlama konuşmasında sanatın desteğe ihtiyaç duyduğunu zira bir gereklilik olarak görülmediğini ifade ederek, “sanatta birçok sorunumuz var”dedi. Konuşmasında, zamanımızda popülist kültürün yaygın hale getirildiği eleştirisinde de bulunan Özturan, “Türkiye’de sanat bitti” şeklindeki korkulara rağmen, karanlığa kibrit çakan birilerinin her zaman çıktığı hatırlatmasında bulunarak, Neta Art’ın da bu şekilde doğduğuna işaret etti ve tüm katkılarından dolayı Kölemenoğlu ailesine teşekkürlerini sundu.

“Sanat dünyasına ufacık da olsa bir katkı”

Özturan’ın ardından sahneye davet edilen A. Yekta Kölemenoğlu ise yaptığı konuşmada, “ sanat dünyasına ufacık da olsa bir katkı” sunmuş olmalarından duydukları memnuniyeti ifade ederek, kuruluş sürecinde kendisine destek verenlere teşekkür etti. Sözlerine Neta Art hakkında bilgiler aktararak devam eden Kölemenoğlu, merkezlerinin resim kursu, koro çalışmaları, enstrüman dersleri, seminerler, ürün tanıtımları, kitap imza &söyleşi şeklindeki faaliyetler için uygun bir mekân olarak düzenlendiğini kaydederek; sanatsal faaliyet içerisinde bulunup yer arayışında olan kurum ve bireylerin maddi olanakları göz önünde bulundurularak bir fiyatlandırmaya tabii tutulacaklarını belirtti ve bir kazanç hedefleyerek yola çıkmadıklarına vurgu yaptı.

Açılışın anı hediyeleri takdim edildi

Yapılan konuşmaların ardından ise merkezin kurulmasında manevi destek sunmuş olanlara, günün anısına olmak üzere Neta Art kurucuları Yekta ve Emine Kölemenoğlu çifti tarafından hediyeleri takdim edildi. Bu bağlamda sahneye davet edilenler şu isimlerden oluştu:  Tümgeneral R. Sevinç Şaşmaz (Harp Akademileri Komutanı), Erşan Besler (emekli albay), Fikret Esat Karakaya ( TRT mensubu, organolog, müzik tarihçisi, eğitmen), Şebnem Derviş (Gazeteci),Tuğgeneral Sırrı Yılmaz (Harp Akademileri Kurmay Başkanı), Tuğgeneral Osman Gazi Kandemir (yazar),  Fatoş Koçarslan (Bestekâr, söz yazarı, şair, sunucu, koro şefi ve FAMİ Musiki ve Sanat Derneği Yön. Kurulu Başkan Yardımcısı), Emekli kurmay albay Rüstem Ersöz( Ressam, FAMİ Musiki ve Sanat Derneği Yön. Kurulu üyesi), Ali İzzet Eken ( İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi), Mehmet Kına (kuratör), Arzu Başlantı (gazeteci), av. Haşim Bayırbaş ( FAMİ Musiki ve Sanat Derneği Denetim Kurulu Üyesi).

Turco Alaturca Trio sahne aldı

Neta Art’ın açılış kokteylinde Turco Alaturca Trio’nun akordeon, gitar ve kemanından yükselen dünya müzikleri ezgileri eşliğinde sohbet etme olanağı bulan davetliler, sanat dünyasının yeni bir mekân kazanmış olmasının heyecanı ile hep birlikte gökyüzüne Neta Art’ın bayrağını çekerlerken, bu anı fotoğraf kareleri ile de ölümsüzleştirdiler.

“Sanat ne kadar uzun tanrım, hayat ne kadar kısa” der Goethe… Bâki sesler bırakabilmek için şu fâni âlemde, Neta Art gibi mekânların çoğalması dileğiyle; bol sanatlı, aydınlık günlere!

Haber: Arzu Başlantı

İkrami Özturan

Yaklaşık yarım asırdır, makina ve tekstil alanında faaliyet gösteren Kölemenoğlu Ailesi tarafından kurulan Neta ART Güzel Sanatlar, sanatseverlere hizmet vermek üzere, 01 Ekim 2016 cumartesi günü, yapılan bir törenle kapılarını açtı…

Motto olarak “Sanata Açılan Kapı” sözünü benimseyen neta ART, artık çocuk, genç, orta ve ileri yaştaki tüm sanatseverleri ağırlamaya hazır…        

Müzik, resim, edebiyat ve iş dünyasından çok sayıda seçkin bir davetli grubunun katılımıyla gerçekleşen açılış gününde, Sanat Yönetmeni İkrami Özturan’ın açış konuşması ve devamında sunduğu bir video kliple, 15 Temmuz 2016 tarihinde başlayan hızlı kuruluş süreci özetlendi.

neteart_001

Geçmişte bir tekstil ve sanayi şirketi olarak kullanılan mekânın, sanat merkezine dönüştürülmesinin keyifli öyküsü, inşaat ve mimari uygulamaların aşamaları, kuruluş sürecinin aktörleri, sanatseverlere sunulacak hizmetler/kurslar, bu süreçte çekilen çok sayıdaki görsel eşliğinde sunuldu.

Kendisi de müziğe yıllarını vermiş, ud ve kemençe çalan, Neta ART’ın Kurucusu A.Yekta Kölemenoğlu yaptığı konuşmada, “Aile olarak, sanata katkı sağlamaktan dolayı guru duyduklarını, bu günden itibaren tüm sanatseverleri ağırlamaktan mutlu olacaklarını”  ifade etti.

Yeni ve modern toplantı salonunda yapılan açış konuşmalarından ve toplu fotoğraf çekiminden sonra, neta ART Güzel Sanatlar terasında, neta ART’ın bayrağı göndere çekildi. Kölemenoğlu Ailesi ve konuklar tarafından, neta ART bayrağının hep yükseklerde dalgalanması, başarılı olunması ve Türk sanatına mütevazı da olsa bir katkı sağlaması hususunda temennilerde bulunuldu.

Törenin salondaki programı esnasında ve teraskafede konuklara sunulan açılış kokteyli esnasında, Turco Allaturca Trio trio, canlı performansla açılışa renk kattı. Dünya müziklerinden örnekler sunan trio konukların beğenisini kazandı.

Davetlilerin fotoğraf çekme yarışına girdikleri tören, sanatseverlerin sanatla, müzikle, edebiyatla, resimle ilgili keyifli sohbetlerine de imkân tanıdı.      

Bünyesinde yer alan;

– Resim atölyesinde çocuklar ve yetişkinler için karakalem, kuru pastel, sulu boya, yağlı boya resim kursları,

– Müzik atölyesinde yine çocuklar ve yetişkinler için kanun, ud, bağlama ve keman enstrüman kursları,

– Modern salonunda çeşitli toplantı, amatör ve profesyonel koroların çalışmaları, kurum personeli için kreatif atölye çalışmaları, çeşitli yazarların kitap söyleşisi, imza günleri ve çeşitli endüstriyel ürün tanıtım günleri,

– Sergi salonunda amatör ve profesyonel ressamların bireysel veya karma resim sergileri,

– Shaman Dans Tiyatrosu işbirliğiyle, profesyonel dans pistlerinde çocuklar ve yetişkinler için stilize ve otantik halk dansları, beden perküsyonu,

– Ustaların Sahnesi işbirliğiyle, çocuklar ve yetişkinler için bale kurslarıyla hizmet vermeye başlayan neta ART Güzel Sanatlar, artık sektörde ben de varım demeye hazırlanıyor…

Scroll to top